Küçük Prens ve Gülün Hikayesi


“Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar.”

“Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar.

“Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar.

Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu.

Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler.

Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.”

Küçük prensi okumayan çok azdır. Onlar da mutlaka bir yerlerden duymuştur onun hikayesini.  Başka bir gezegenden gelen Küçük Prens’in gözünden büyüklerin dünyasını gözler önüne sere yazar bu kitapta. 

kucu_pre

Biri sönmüş üç volkanı ve kainatta eşi benzeri olmayan bir gülü ile baobap ağaçları kaplı küçük bir gezegende tek başına yaşayan Küçük Prens yakındaki asteroidleri gezmeye karar verir ve hikaye böyle başlar. Birinci gezegende her şeyi yönettiğini düşünen ancak hiç halkı olmayan bir kral, ikinci gezegende kendini beğenmiş bir adam, üçüncü gezegende sayılarla kafayı bozmuş bir iş adam, dördüncü gezegende tek işi fener yakıp söndürmek olan bir adam, beşinci gezegende bir ayyaş ve altıncı gezegende de her şeyini kaybetmiş bir kaşife rastlar. Kaşif ona dünyaya gitmesini söyler böylece Küçük Prens’imizin son durağı dünyamız olur.

kucukprens

Bir tilki ile tanışır ve onu evcilleştirir Küçük Prens. İşler buradan sonra ilginç bir boyuta ulaşır çünkü Tilki hain bir hayvan olarak bilinir. Ancak o Küçük Prens’in tilkisidir artık ve ona sadıktır.  Bir gün dünyada dolaşırken çok şaşıracağı bir şey görür Küçük Prens.

“Günaydın,” dedi küçük prens.
Açmış güllerle dolu bir bahçenin önündeydi. “Günaydın,” dedi güller.
Küçük prens onlara baktı uzun uzun; kendi çiçeğine benziyorlardı.
“Kimsiniz?” diye sordu şaşkınlıkla.
“Biz gülleriz,” dedi güller.
Birden küçük prensin içi üzüntüyle doldu. Çiçeği ona evrende başka bir eşi benzeri bulunmadığını söylemişti. Oysa işte burada, tek bir bahçede beş bin tane birden vardı!

Eşi benzeri bulunmayan bir çiçeğe sahip olduğunu düşünen Küçük Prens onun sıradan bir gül olduğunu öğrendiği o an o kadar üzülür ki çimenlere uzanıp ağlamaya başlar. Tilki yanına gelir kısa zaman sonra ve ona ne olduğunu sorar. Küçük Prens anlatmaya başlar olanları.

kucukprens2

Evcilleştirildikten sonra aralarında bir dostluk olduğunu söyleyen tilki bunun onlar için olan kıymetini anlatır. Gülünü senin için önemli kılan der tilki, senin onun için harcamış olduğun zamandır ve gidip güllere bir daha bakmasını söyler. 

Kendi gülünün eşi benzeri olmadığını göreceksin. 

kucukprens3

Küçük prens gidip güllere bakar
Çok güzelsiniz, ama boşsunuz benim için,” der Küçük Prens “İnsan sizin için ölemez. Doğru, gelip geçen biri için benim çiçeğimin sizden hiçbir farkı yok. Ama o benim için yüzlercenizden daha önemli; çünkü suladığım, cam bir fanusun altına koyduğum, önüne siperlik yerleştirdiğim çiçek o. Çünkü tırtılları ben onun için öldürdüm. (Birkaç tanesini bıraktık, sonradan kelebek oldular.) Çünkü yakındığı, ya da övündüğü, ya da hiçbir şey söylemediği zamanlarda dinlediğim çiçeğim o benim. Çünkü o benim çiçeğim.”

“Küçük prensin beni en çok etkileyen yanı uykudayken bile çiçeğine, tüm varlığını bir lambanın ışığı gibi aydınlatan bir gülün hayaline olan bağlılığı…” diyor kitaptaki anlatıcı. 

“Yaşadığın yerdeki insanlar,” dedi küçük prens, “bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar, ama asıl aradıklarını bulamıyorlar yine de.” “Bulamıyorlar,” diye yanıtladım. “Ve aradıklarını tek bir gülde, ya da birazcık suda bulabilirler.” “Doğru,” dedim. Küçük prens ekledi: “Ama gözler kör. Yüreğiyle bakmalı insan…”

 

 


Yorumlar: 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş

Şifreyi Sıfırla

Back to
Giriş